İnkilap tariHİ ders notlari (Sekizinci Sınıflar İçin)



Download 361.64 Kb.
bet7/7
Sana08.09.2017
Hajmi361.64 Kb.
1   2   3   4   5   6   7

ATATÜRK’ÜN SON GÜNLERİ VE ÖLÜMÜ

* Vücudundaki isilik türü şeylere karınca ısırması demişlerdi ama Bursa Termal Tesislerindeki doktor Siroz hastalığına yakalandığını söylemişti ki bu bir yıllık gecikmeli bir teşhisti.

* 2 Şubat 1938’te Bursa Merinos’ta son resmi yazısını yazdı ve sabaha kadar baloda dans etti;ölüm belirtisi yoktu.Balodan sonra arabasına binmedi ve uzun süre yürüdü,ancak tökezleyince arabasını çağırdı ve üşüdüğünü söyledi.

* 27 Şubat 1938’de Balkan Antantı Toplantısı vardı.Sürekli burnu kanadığı için toplantıya giremedi.Yabancı doktor çağrılması gerektiğini söyleyenlere, “Hatay meselesi varken hastalığımın duyulmasını istemiyorum” diyerek,”Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” diyecektir.

* Atatürk içki içmemesi gerektiğini çok zor kabul etti ve 9 ay içmedi.Sonra Jesenger(veya Fessenger) adlı bir doktor onu tedavi etmeye başladı.3 ay yataktan çıkmayacak,perhiz yapacak ,içki ve sigara içmeyecektir.Oldukça solgun, bitkin ve durgun bir hal almıştır;dudakları büzüşmüş ve neşesi kaybolmuştur.

* 19 Mayıs 1938’deki törenlere Ankara’da katıldı.Ciğerleri su topladığı için karnı şişmişti ve şişmanladığını sanıyordu.

* Sonraki günlerde Adana’ya gitti.Hatay meselesinin olumlu çözümü için dimdik ve sağlam olarak ayakta gözükmek düşmanlara gözdağı vermek için ,sürekli yatması gerekirken 40 dakika ayakta durarak resmi geçitleri izledi.Ama ayakta duracak hali kalmamıştı.Ankara’ya oradan da İstanbul’a döndü.Dolmabahçe sarayına yerleşti.Karnında ve ayaklarında belirgin derecede şişlikler oluşuyordu.

* 1 Haziran 1938’de yapımını merakla beklediği Savarona yatı yapılıp Dolmabahçe sarayının önüne getiriliyor.Atatürk için o bir oyuncaktır ve onu 55 gün kullanabilecektir ama bir hastahane olarak.Yattığı yerden gramafon dinliyordu.



* 25 Temmuz 1938.Savarona yatından saraya alındı çünkü hastalık son aşamaya gelmişti.

* Salih Bozok (yaveri) küskün arkadaşlarına mektuplar yazarak onları Ata’nın yanına çağırıyor.Bazıları geliyor bazıları gelmiyor.

* 2 Eylül 1938’de vasiyetini yazdırdı.Taşınmaz malları CHP’ye verdi.Gelirini Makbule Hanım ve 5 manevi kızıyla İnönü’nün çocuklarının eğitim masrafları için ayrılacaktı.Geriye kalanı ise TDK ve TTK’ ve bağışlandı.

* 1 Ekim 1938.29 ekim’de Ankara’da olmayı istiyordu ama doktorlar yerinden bile kalkmasına izin vermiyorlardı.

* 29 Ekim 1938’de Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri,Dolmabahçe Sarayı’nın önüne gelip “Atamızı görmek istiyoruz “diye bağırınca zorla kalkarak pencere önündeki koltuğa oturdu ve eliyle onları selamladı bu sırada ağlamaya başladı.Bu görünen ilk ağlamasıydı.

* 5 Kasım 1938.Karnındaki suyun çekilmesini istiyor çünkü çok izdırap veriyor,ağrılarına dayanamıyordu.6 Litre su çıkarılmıştı.Enginar yemeği istedi.O zaman İstanbul’da olmadığı için Hatay’a ısmarlandı ama gelene kadar komaya girdiği için yiyemedi.

* 8 Kasım 1938.Doktoruna dikkatle bakınca doktoru yanına gitti ve kulağını ağzına yanaştırınca şu sözü duydu.”Aleykümes Selam”(Allah’ın selamı üzerimize olsun)Bu onun dünyada söylediği son sözleriydi.

* 10 Kasım 1938.Birdenbire gözlerini açtı ve başını sağa sola çevirdi.Bu onun son bakışlarıydı.Gözlerini tavana dikti.Mim Kemal Öke gözlerini kapattı.Gazi Mustafa Kemal yazan mendille çenesini bağladı.

* O sırada orda bulunanlardan Salih Bozok,önce sarardı,sonra bozardı ve merdivenleri birer ikişer inerek alt kattaki boş bir odada kafasına sıktığı tek bir kurşunla intihar etti;en çok etkilenen ve kabullenemeyen oydu çünkü sürekli Ata’nın yanındaydı.
Şerafettin Yaltkaya :O’nu yıkayan ve cenaze namazını kılan imam

Millet galeyana gelmesin diye sarayın bahçesinde birkaç asker ve görevlilerce cenaze namazı kılınmıştır.

Şükrü Kaya : İçişleri Bakanı

Celal Bayar :Başbakan

Falih Rıfkı Atay :Yazar

İhsan A. Özkaya :Doktor

Salih Bozok : Yaveri

Nihat Reşat Belger :Doktoru



NOT. Yukarıdaki bilgiler Can Dündar’ın Sarı Zeybek adlı belgeselinden alınmıştır.
ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürkçülük:Esasları Atatürk tarafından belirlenen,devlet hayatına ,fikir hayatına ,ekonomik hayata ve toplumun temel kurumlarına,devletin rejimine ve işleyişine ait gerçekçi fikir ve ilkelerdir.
Atatürkçülük iki bölümde incelenir:

I-)Atatürk’ün Ulaşmak İstediği Hedef İlkeler

  1. Milli egemenlik

  2. Milli bağımsızlık ve özgürlük

  3. Milli birlik ve beraberlik

  4. Yurtta barış dünyada barış

  5. Çağdaşlık ve Batılılaşma

  6. Akılcılık ve Bilim

  7. Vatan ve Millet Sevgisi

  8. Milli Tarih ve Milli Dil Bilinci



II-)Atatürk’ün Siyasal Sistem İlkeleri

    1. Cumhuriyetçilik

    2. Halkçılık

    3. İnkılapçılık

    4. Laiklik

    5. Devletçilik

    6. Milliyetçilik

Atatürk’ün Siyasal Sistem İlkeleri,1931 yılında C.H.P’nin kongresinde kabul edilmiş ve 5 Şubat 1937’de de anayasamızın başlangıç maddesinde yer almıştır.

Atatürkçülüğün Özellikleri

  1. Atatürkçülük tam bağımsızlığı gerektirir.Temelinde milli kültür vardır,dış baskı yoktur.

  2. Atatürkçülük ülkenin huzur ve refah içinde olmasını ister

  3. Atatürkçülük milli egemenliği savunur

  4. Atatürkçülük aklın ve bilimin öncülüğünde çağdaşlaşmak için gerekli ortamı hazırlar,akla ve mantığa uygundur.

  5. Durağan değildir,dinamiktir;sürekli kendini yeniler,çağın ve milletin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenir

  6. Devlet yönetiminde Türk Milleti’nin söz ve karar sahibi olmasını esas alır.Türk Milletinin iradesinin üstünde bir güç yoktur.

  7. Bazı Avrupa ve Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarına da etki yaptığı için evrenseldir.

  8. Atatürk tarafından hem sözle hem de uygulamayla belirlenmiştir,birbirinden ayrılmaz tek tek değerlendirilmez,bir bütünü oluşturan öğelerdir.



ATATÜRK İLKELERİ

CUMHURİYETÇİLİK:

Halkın kendi kendini yönetme biçimi demektir ve Atatürk’e göre Türk milletinin karakterine en uygun yönetim biçimidir.Halkın özgür iradesiyle belirlediği milletvekilleri sayesinde halk egemenliğini kullanır ve yönetime katılır.Bu ilke,bir kişinin,ailenin ya da zümrenin ülke yönetimini ele almayı kabul etmez.


MİLLİYETÇİLİK:

Milletini sevme,onun değerlerini benimseme,başka milletleri küçümsemeden milletini yüceltmek için her türlü fedakarlığa katlanmaktır.Vatanın bütünlüğü ,milletin egemenliği ve bölünmezliği esastır.

Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında ”Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesi ile vatandaşlar arasında hiçbir ayrıma izin verilmemiştir.Irkçı değildir ve milletimize saygılı olan tüm milletlere saygı esası vardır
Milliyetçiliği Güçlendiren Unsurlar

a) Milli Eğitim b) Mısak ı Milli

c) Milli Kültür d) Türklük Şuuru

e) Manevi Değerler

f) Dil,Tarih,Kültür ve Gaye (ülkü) Birliği
HALKÇILIK

Halkın çıkarına ve faydasına göre hareket etmek ve kanun önünde herkesin eşit tutulmasıdır.Hiçbir toplumsal sınıfın üstünlüğünün kabul etmez;toplumu vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak kabul eder.Temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alarak devlet yönetimine eşit şekilde katılmalarını sağlar.


DEVLETÇİLİK

Ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde devlet tarafından yürütülmesi ve özel teşebbüsün desteklenmesi demektir.Milli bağımsızlığın temel şartlarından biri de tam bağımsızlıktır.Ekonomi bir plan içinde geliştirilir.Bu alanda devletin yol göstericiliği esastır.Önemli ölçüde milli ekonomi kurulmuştu.


NOT:Devletçilik ilkesi Türkiye’nin o günkü şartlarından doğduğu için Türkiye’ye özgüdür.
LAİKLİK

Devlet düzeni ve hukuk kurallarının dine değil, akıl ve bilime dayandırılmasıdır.Devlet yönetiminin milli egemenlik ilkesi ile çağdaş bilimin ışığında yürütülmesidir.Atatürk’ün laiklik ilkesi,vatandaşın din,vicdan,ibadet özgürlüğünün sağlamak ve korumak esasına dayanır.


İNKILAPÇILIK

Çağa göre gelişmeyi ve ilerlemeyi engelleyen kurumlarsın ortadan kaldırılması esasına dayanır.Yapılmış bulunana inkılapların korunması ve yaşatılması yanında ,gelişen dünya karşısında yenileşmemeyi aksatmamaktır.Bu yenileşme sırasında toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyen kurumlar yıkılır ve yerine toplumun ihtiyaçlarına cevap veren çağdaş kurumlar kurulur




II.DÜNYA SAVAŞI

SAVAŞIN ÇIKIŞ NEDENLERİ:

Faşizm:Anti komünist,katı devletçi ve milliyetçilik üzerine kurulu bir görüş.Alman Nazizmi,İspanyol Falanjizmi,Arjantin Peronizmi bazı hareketler de bu adla anılmıştır.

Nazizm:Nasyonal(milliyetçi,kavmiyetçi)sosyalizm.
I- I. Dünya Savaşından yenik çıkan devletler ağır şartlar taşıyan antlaşmalar imzalamak zorunda kalmış ekonomik,siyasi ve askeri açıdan büyük kısıtlamalarla karşılaşmışlardı.Özellikle Almanya’nın imzaladığı Versay antlaşmasını Almanya içine sindirememişti.Alman ırkının üstünlüğünü kullanan Adolf Hitler 1933 ‘te Nazi Partisi lideri olarak iktidara geldi ve Diktatörlüğünü ilan etti.Hızla silahlanarak Versay antlaşmasını tanımadığını ilan etti.

II- I. Dünya Savaşının galip devletlerinden umduğunu bulamayan İtalya’da Faşist Partisi lideri olarak Benito Mussolini 1922’de iktidara geldi.Akdeniz çevresindeki eski Roma devletini yeniden kurma hevesine kapıldı.

III- I.Dünya Savaşının sonundaki sınırların belirlenmesinde milletler ilkesine pek uyulmamıştı bu yüzden etnik ve sınır çatışmaları meydana geldi.

IV- Dünya barışını korumak için I.Dünya Savaşı’nın sonunda kurulan Milletler Cemiyeti,galip devletlerin (özellikle İngiltere) çıkarına hizmet eden bir kurum haline dönüşmüş,barışı ve güvenliği sağlamaktan uzak kalmıştı.Bu durum teşkilata karşı güvensizliğe yol açtı.

V- 1932’de Mançurya’yı işgal eden Japonya,Uzakdoğuda büyük bir imparatorluk kurmak istiyordu.

İLK OLUŞUMLAR


I. Dünya Savaşı sonunda kendini mağdur durumda gören ve yayılmacı politika izleyen İtalya ve Almanya ,Roma-Berlin Mihveri adıyla bir ittifak kurdular(1936)Daha sonra bu ittifaka Japonya’da katıldı; Böylece Roma-Berlin-Tokyo Mihveri doğdu.
NOT:II.dünya Savaşı’nın asıl nedeni;Almanya-İtalya-Japonya arasında Mihver Devletler blokunun kurulması ve bu devletlerin(özellikle Almanya’nın) sınırlarını genişletme çabalarıdır.
Mihver Devletler blokuna karşı özellikle İngiltere ve Fransa ‘nın başını çektiği ,daha sonra Sovyet Rusya,Çin.ABD’nin katılmasıyla müttefik devletler bloku doğdu.

SAVAŞIN BAŞLAMASI VE GELİŞİMİ

II.Dünya Savaşı Almanya’nın Polonya’yı işgali üzerine başladı.(1939)İngiltere ve Fransa bu işgali tanımadı ve Polonya’nın yanında yer aldı.İtalya da Almanya’nın yanında savaşa girdi.

Almanya kısa sürede Danimarka,Norveç,Belçika,Hollanda ve Fransa’yı işgal etti.Yine İtalya ve Almanya,Arnavutluk,Yugoslavya ve
Yunanistan’ı işgal ederek Balkanları ve Doğu Akdeniz’i kontrolleri altına aldılar.Bu durum Rusya’nın tepkisine yol açtı.Almanya 1941 yılında Sovyet-Rusya’ya savaş açtı;ilerleyen Alman orduları Moskova önlerinde durduruldular.

Savaşın bir cephesi de Kuzey Afrika’da açıldı.Mısır üzerine yönelen Alman ve İtalyan ordularını İngiltere durdurdu.

Uzakdoğu’da Fransız sömürgelerini işgalle başlayan Japonya’nın Havai’deki Perl Harbor bombalaması üzerine ABD de savaşa girdi.

Kuzey Afrika’ya çıkarma yapan ABD kuvvetlerinin yardımı ile müttefikler ,bölgeyi hakimiyetleri altına aldılar,ardından İtalya’yı işgale başladılar.İtalya^da iç karışıklıklar çıktı ve Mussolini iktidardan düştü.Yeni İtalyan yönetimi ateşkes imzalayıp savaştan çekildi.(1943) Bu durum Almanya’yı zor durumda bıraktı.Saldırıya geçen Sovyet Rusya;Romanya,Bulgaristan,Yugoslavya ve Macaristan’ı işgale başladı;İngiltere de Yunanistan’ı işgal etti.

Batı cephesinde İngiltere ve ABD orduları ,Fransa’nın Normandiya kıyılarına çıkarma yaparak Fransa’yı işgalden kurtardılar,Almanya’ya girdiler.Bunun üzerine Hitler İntihar etti,yeni yönetim teslim oldu.(1945)

Uzakdoğuda İngiliz ve ABD kuvvetleri üstünlüğü ele geçirdilerse de Japonya direnmekte devam etti.ABD son çare olarak Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atarak Japonya’nın teslim olmasını sağladı.(10 Ağustos 1945)


Her iki şehirde de yüzbinlerce insanın ölmesine ya da sakat kalmasına yol açan atom bombası ilk defa kullanılmakta olup II.Dünya savaşını da fiilen sona erdirdi.


SONUÇLARI

a- Demokrasiyi savunana devletlerin zaferiyle sonuçlandı(Sovyet Rusya hariç)Almanya ve İtalya’nın yenilmesiyle ırkçılık akımının etkisi kırıldı

b- Dağılan Milletler Cemiyeti yerine Birleşmiş Milletler örgütü kuruldu(1945) İngiltere-Fransa-Rusya-Çin-ABD asıl üye oldular.

c- Sovyet Rusya’nın başını çektiği komünist doğu blokuna karşı (Varşova Paktı),Batılılar Kuzey Atlantik Paktı’nı (NATO) kurdular.

d- Sömürge altındaki pek çok devletin bağımsız olmasına yol açtı:Mısır,Cezayir,Libya ,Tunus,Hindistan..

e- Sovyet Rusya dünyanın en güçlü devletlerinden biri durumuna geldi.

f- Alman işgalinden kurtulan Balkanlar ve Orta Avrupa S.Rusya’nın denetimine girdi;Romanya,Yugoslavya,Arnavutluk,Bulgaristan gibi devletlerde S.Rusya’ya bağlı Komünist yönetimler kuruldu.

g-ABD ve İngiltere’nin desteğiyle Filistin’de Yahudi İsrail devleti kuruldu(1948)

h- Almanya ,Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı,arasına duvar örüldü(Berlin Duvarı),Doğu Almanya Sovyetlerin denetimine girdi.

NOT:1991 yılında Sovyet Rusya çöktü,Almanya birleşti.Varşova Paktı dağıldı.Doğu Avrupa ülkelerinde Sovyet Rusya ve komünizme karşı tepkiler oluşmaya başladı ve pek çok yeni devlet kuruldu.



II.DÜNYA SAVAŞINDA TÜRKİYE’NİN TUTUMU

Stratejik konumu nedeniyle gerek mihver devletler gerekse müttefik devletler Türkiye’yi savaşa zorladılar.Türkiye ise “Yurtta Barış Dünyada Barış “ilkesi gereği ve I. Dünya savaşının acı tecrübelerini bir daha yaşamamak için savaştan uzak kalmaya çalıştı.

Atatürk İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarının bir gün savaşı başlatacağını düşündüğü için Batı ve Doğu sınırlarını güvenceye almıştı(Balkan ve Sadabat Paktları)

Almanlar Balkanları işgal ederek sınırlarımıza dayandılar ve savaşa girmemiz için baskı yaptılar ancak Türkiye tarafsızlığını korudu ve Almanya ile Saldırmazlık Antlaşması imzaladı(1941).Ancak ilerleyen Alman orduları Sovyet Rusya tarafından durdurulunca Türkiye üzerinde Sovyet Rusya tehdidi yoğunlaştı.

ABD Başkanı Roosvelt ile İngiltere Başbakanı Churchill anlaşarak Türkiye’yi savaşa sokmayı ve Almanlara karşı Balkanlarda bir cephe açmaya karar verdiler.Churchill bu kararı Cumhurbaşkanı İnönü’ye Adana’da bildirdi.(1 Şubat 1943).Ancak Türkiye evet veya hayır demeyerek silah ve techizatının yetersiz olduğunu belirterek oyalama taktiği uyguladı.

Moskova’da bir araya gelen müttefikler Türkiye’nin savaşa zorlanması kararını verdiler bu amaçla İngiltere Dışişleri bakanı il e Türkiye Dış işleri Bakanı Kahire’de görüştüler(I. Kahire Görüşmesi.Ekim 1943)Ancak Türkiye ,yeterli yardım yapılmadıkça savaşa girmeyeceğini belirtti.

Tahran Konferansında yeniden bir araya gelen müttefik devletler Türkiye’nin savaşa girmesi konusunda yeniden fikir birliğine vardılar.Roosvelt ve Churchill Kahire’de İnönü ile bir daha görüştüler(II.Kahire Görüşmesi.Aralık 1943)silah ve techizatın yetersiz olduğu bir kez daha vurgulanmakla beraber Türkiye, ilke olarak savaşa katılmaya karar verdi.

1944 yılında Almanya’nın durumunun kötüye gitmesi üzerine Türkiye ,Almanya ile ilişkilerini kestiğini bildirdi.Diğer yandan Yatla Konferansında bir araya gelen Müttefikler savaşın sonunda kurmayı düşündükleri Birleşmiş Milletler Örgütüne kendi yanlarında,1 Mart 1945 tarihine kadar savaşa katılan devletleri kabul edeceklerini bildirdiler.

Savaşın kaderi belli olmaya başlamıştı,Almanya’nın yenilmesi üzerine,Balkanlar bu kez de Sovyet Rusya tehdidi altına girmişti.Bu durum Türkiye’yi endişelendirdi.Türkiye,23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti.Ancak savaşın sonu belli olduğundan fiilen savaşa katılmadı.
NOT:Türkiye II. Dünya Savaşı sonunda demokratik batı ülkelerinin yanında yer aldı.1945 yılından itibaren çok partili hayata geçildi.Sovyet Rusya’nın Boğazlardan üs ve Doğu Anadolu’dan toprak talebinde bulunması Türkiye’nin Batı ülkeleri ve ABD’nin yanında yer almasına sebep oldu.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI VE DEMOKRASİYE GEÇİŞ

Çok dikkatli ve dengeli bir politikayla II. Dünya savaşının dışında kalan Türkiye bu sefer Rusya’nın tehdidi altına girmişti.29 Mart 1945’te 1925’ten beri yürürlükte olan Tarafsızlık antlaşmasını tanımadığını ilan etti.Bunda II. Dünya savaşına Türkiye girmediği için zor durumda kalması ve geleneksel politikalarından vazgeçmemiş olmasının etkisi vardır.

Sovyetler Birliği,7 Ağustos 1946’da Türkiye’ye verdiği notada ,Boğazların ortaklaşa savunulması için bir üs isteğinde bulunmuş ve ayrıca Kars,Ardahan ve Artvin’i istemişti.Türkiye’nin bu istekleri reddetmesine karşılık 24 Eylül 1946 ‘da aynı nitelikte ikinci bir nota gönderdiler.Türkiye de buna karşılık Doğu sınırlarına yığınak yapmaya ve beklemeye başladı.Başlangıçta sessiz kalan Batı ülkeleri,savaş hazırlıkları yapılınca Rus isteklerini reddettiler ve Boğazların tek hakiminin Türkiye olduğunu bildirdiler.ABD Truman Doktrini gereği Yunanistan ve Türkiye’ye askeri yardımda bulunmaya başladı.1947’den itibaren Batı savunma sistemi içinde yer almaya başlayan Türkiye’ye karşı Sovyetler Birliği bir daha herhangi bir istekte bulunmadı.

DEMOKRASİYE GEÇİŞ

Türkiye’nin kuruluş yıllarında gerçekleşmesi düşünülen çok partili hayat denemeleri halkın henüz hazır olmaması üzerine kesintiye uğramıştı bu yüzden ülkede CHP’den başka parti yoktu.Batılılar ise bu durumu eleştiriyorlardı.Türk aydınları da çok partili hayata geçmenin vaktinin geldiğini düşünüyorlardı.Savaş Döneminde çekilen sıkıntılar da CHP ve kadrolarını halkın gözünden düşürmüş ve soğutmuştu.Parti kurmanın önünde bir engelin bulunmaması ve İnönü’nün de yeni partilerin kurulabileceği düşüncesine sıcak bakması 18 Temmuz 1945’te “Milli Kalkın Partisi”nin kurulmasına yol açtı.7 Ocak 1946 ‘da Demokrat Parti kuruldu.Bu Parti ile 1848’de kurulan Millet Parti’si dışındaki partiler etkili olamadı.

1946’da ilk kez tek dereceli seçimler yapıldı.”Açık oy,gizli tasnif” esasına dayandığı için çeşitli tartışmalara yol açtı.1950 yılında yapılan seçimleri Demokrat Parti kazanarak CHP’nin 27 yıllık Tek Partili iktidarına son verdi.

1960 ve 1982’de Askeri Darbeler yapılarak ülkede demokrasi kısa sürede de olsa kesintiler yaşamıştır.








Do'stlaringiz bilan baham:
1   2   3   4   5   6   7


Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©hozir.org 2017
ma'muriyatiga murojaat qiling

    Bosh sahifa