Vallahi Bİllahi TAllahi (Yemin sözleri)



Download 109 Kb.
Sana10.09.2017
Hajmi109 Kb.
VALLAHİ BİLLAHİ TALLAHİ (Yemin sözleri)

Fatma Pekşen


Her ne kadar yemin etme sık sık rastladığımız bir şey değilse de yediden yetmişe ona başvurmadan da edemeyiz. “And olsun , inan olsun, vallahi billahi tallahi” neviinden sözlerle, karşımızdakine kesinkes inandırmaya çalışırız. “Yemin içme” olarak da bilinen bu sözler için eskilerimiz “Essah yere yemin edenin kırk damarda bir damarı kurur. Vay yalan yere yemin edenin haline...” derler. Memleketimizin çeşitli yerlerinde üç aşağı beş yukarı benzerleri bulunmakla birlikte, biz Divriği’ de kullanılan yemin sözlerini ayıklayarak sizlerle paylaşmak istedik. “Çok yalan söyleyen, çok yemin eder” düşüncesinin hakim olduğu ilçede “ Çağayı çocuğu yemine alıştırmayın” denir . Yemin sözlerine ihtiyacınız olmaması temennisindeyiz ama ola ki birgün siz de sıkışık durumda kalır , yemin edersiniz ...

Aha şu dane gibi dökem.

Allah bir ismi hakkı için .

Allah canımı alsın.

Allah kulum , peygamber ümmetim demesin.

Anam avradım olsun .

Anam babam öle.

Burdan kalkmak nasip olmaya .

Çağamın çocuğumun hayrını görmeyem

Ekmek çarpsın.

Ekmek Kur’an çarpsın.

Ekmek Kur’an gözüme dursun .

Eve gitmek nasip olmasın.

Gövdeme yapışsın.

Gözüm kör olsun .

Günahın boynuma

Günahın nabalın (vebalin) boynuma İki elim yanıma düşe

İki gözüm önüme aka

İnsan değilim

Kabe eşiği olsa atlamam

Kabe yolunda zina etmiş olam

Karalı bayramım ola

Kelam- ı Kibriya hakkı için

Kıblem bu yandan şu yana döne

Kur’an kitap beni çarpsın

Kur’an hakkı için

Namussuzum

Nimet gözüme dursun

Nimet hakkı için

Oğluma kızıma kavuşmak nasip olmasın

Peygamberin şefeatinden mahrum olam

Şerefsizim

Şu nimeti kırk kapı gezip dilenem

Tatlı canımda bulam

Torba takıp dilenem

Yiğit arkam yere gele

Yardımcı kaynaklar:

Halil Sami Özen “Divriği’ de Dualar, Beddualar, Yeminler” Türk Folkloru. Sh:24

Müjgan Üçer “Atalar Sözü Yerde Kalmaz” İstanbul 1998 Sh:195

BİN KOYA BİN BULASIN (Hayır Duaları, İyi Dilekler)

Hepimizin çevresinde içinin güzelliği dışına yansımış, güleç yüzlü insanlar vardır. En küçük bir iyilikte dahi, size dua edip iyi temennilerde bulunurlar. Dünya ve ahirette ne umuyor , ne murat istiyorsanız ona kavuşmanız yolunda sözler söylerler. Divriği’ de böylesi insanlara – ki özellikle yaşlı kadınlardır- “ Ağzı dualı hayır öğütlü” denir. Geçmişten günümüze gelen, bugünden de yarınlara aktarılacak olan bu hayır dualarını kağıda dökelim istedik. İyi dileklerimiz sizlerle olsun...

Afiyet-i şeker olsun

Afiyet-i şeker bal olsun

Ah vah demeyesin.

Ahıretin mamur, dünyan aydınlık olsun

Ahirette peygamber efendimize komşu olasın

Ak sakallı pir olasın

Allah acısını göstermesin

Allah açlıkla terbiye etmesin

Allah ağrı (ağır) acı göstermesin

Allah ah vah dedirtmesin

Allah ahret ışığı etsin

Allah alnına hayırlı yazılar yazsın

Allah analı babalı etsin

Allah, avuçladığın toprak atın ola

Allah az yatırsın tez götürsün

Allah azıcık ağrı, ahsence ölüm, imanlı göç versin

Allah bağışlasın

Allah bahtını açık etsin

Allah Beytullah’a yüz sürdürmek nasip etsin

Allah beterinden saklasın

Allah beterini vermesin

Allah bir yastıkta kocatsın

Allah başa kadar mesut etsin

Allah birini bin etsin

Allah canını sağ etsin

Allah cennet kokuları nasip etsin (Gülsuyu kolonya gibi güzel kokularda söylenir)

Allah ciğer acısı vermesin


Allah çiftinizi birbirinizden ayırmasın (Eşlere, kardeşlere söylenir)

Allah daha çok versin

Allah dallandırıp budaklandırsın

Allah darda bırakmasın

Allah darda bunda (matta) bırakmasın

Allah devlete millete zeval vermesin

Allah dipte yatırıp kapı baca gözletmesin

Allah döşek ömrü vermesin

Allah dolu dolu versin

Allah ecrini versin


Allah eksikliğini vermesin

Allah ele ayağa düşürmesin

Allah elimizden ayağımızdan geri koymassın

Allah elin eline düşürmesin

Allah el gözletmesin

Allah evlatlarını bağışlasın

Allah evlatlarını amcasına dayısına muhtaç etmesin

Allah evlerden ırak eylesin

Allah Eyüp peygamber sabrı versin

Allah ferahlık versin

Allah gecinden versin

Allah geçlikte ölüm kocalıkta zulüm vermesin

Allah gittiği yere (yerine) yakıştırsın

Allah gönlünün muradını versin

Allah gönlüne göre versin

Allah gördüğümüzden, alıştığımızdan geri koymasın

Allah görünür görünmez kazadan beladan emin eylesin

Allah görünmezinden göndersin (Zengin olasın anlamında)

Allah götürdüğümüz kadar yüklemesin

Allah Halil İbrahim bereketi versin

Allah hasretine kavuştursun

Allah hayırlı evlat, hayırlı devlet versin

Allah hayırlı karlar / kazançlar versin

Allah hakime, hekime muhtaç etmesin

Allah helal süt emmişe rast getirsin

Allah Hızır bereketi versin

Allah huy güzelliği versin

Allah huyumuza adillik versin

Allah iftiradan bühtandan saklasın

Allah iki cihan saadeti versin

Allah iki cihanda aziz etsin

Allah iki cihanda yüzünü güldürsün

Allah iki iyilikten birini versin

Allah iman Kur’an nasip etsin

Allah imanımızdan ayırmasın

Allah işini rast getirsin

Allah iyi eşler , iyi işler nasip etsin

Allah iyi günler versin

Allah iyilik versin

Allah kadadan (kazadan) beladan, esvaplı şeytanın şerrinden (kötü kadın) korusun

Allah kalbine göre versin

Allah kara kütükten ( koca) geri koymasın

Allah kesesini dolu etsin

Allah kimseyi altın kürsüsüyle ( beşik) babası evine göndermesin

Allah korktuğumuza uğratmasın

Allah Kur’an kitap nasip etsin

Allah merhametliye muhtaç etsin

Allah mes’ut bahtiyar etsin

Allah muhanete muhtaç etmesin

Allah olmayanlara da versin

Allah ömrümden kessin ömrüne koysun

Allah ömürler versin

Allah rahatlık versin

Allah rast getirsin

Allah razı olsun

Allah sabır versin

Allah sağ gözü sol göze muhtaç etmesin

Allah sağlık versin

Allah satı bahası versin (satıcılara ,malın çok satılsın manasında söylenir)

Allah sevdiğini bağışlasın

Allah sıhhat afiyet versin

Allah sırtıkuyu yatırıp da kapı gözletmesin


Allah sonsuz sabır, azapsız kabir versin

Allah sonu gelen kullarından eylesin

Allah şifa versin

Allah teneşir güzelliği versin

Allah torununu tosununu bağışlasın

Allah tuttuğunu altın etsin

Allah utandırmasın

Allah uzun ömür versin

Allah üç gün yatırsın, dördüncü gün toprağımıza soksun

Allah vardığı yerde utandırmasın

Allah yatak ömrü vermesin

Allah yaramaz komşunun şerrinden korusun

Allah yatanı utandırmasın bakanı usandırmasın

Allah yerden göğe razı olsun

Allah yerini doldursun

Allah yok dedirtmesin

Allah yüze yoğunç başa kakınç etmesin

Allah yüzümüzü kara çıkartmasın

Allah’ın hidayetine eresin

Allah’ tan korkan, kuldan utanana düşesin

Alemin çekilsin (Eskiden hacca gidenler alemle karşılanırmış. Hacca gidesin anlamında bir dilektir)

Analı babalı büyüyesin

Analı babalı gelin olasın / evlenesin

Anan baban nur gölünde yatsın

Ananın ak sütü gibi helal olsun

Arkası gelegen olsun (İyi bir şey alındığında v.s devamı gelsin manasında söylenir)

Avuçladığın altın olsun

Ayağın taşa değmesin

Ayakların Kabe’ ye varsın

Ayıpsız aydınlığa çıkasın.

Ayşe-Fatma anamıza komşu olasın

Başa kadar mesut olun

Başın dişin ağrımasın

Bereketli olsun

Berhudar olasın

Beteri bol haznesinde kalsın

Beytullah’ a yüz süresin

Binan kaim olsun

Bir koya bin bulasın

Birin bin ola

Cehennem ateşi etine değmeye

Cehennem yüzü görmeyesin

Cennet hatunu olasın

Cennet libasları giyesin

Cennette cem olalım

Cennet köşkleri nasip olsun

Cümle geçmişlerinin canına değsin

Çift yaşayasınız, çoluğunuzun çocuğunuzun gününü göresiniz

Damarı şen olsun ( Hayvan sütü için denir)

Darda matta kalmayasın

Darısı başına

Dert bela görmeyesin

Doktorlara zabitlere varasın (Genç kızlara söylenir)

Döllü döşlü olasın

Dünya çapında bir tane olasın

Dünya durdukça dura , iyilik oldukça göresin

Ekmeğinin kurtulduğunu (Bittiğini) bilmeyesin

El öpenlerin çok olsun

Elin gözün dert görmesin

Ellerine sağlık

Ettiğin iyilik ayağına dolak olsun

Ettiğin iyilikler öte dünyada önüne gelsin

Eviniz kutlu , ağzınız tatlı olsun

Evlat acısı görmeyesin

Evlatlarının düğününü göresin

Evlatlarının alını yeşilini göresin

Evlatlarının gününü görüp, muradını alasın

Fadime anamıza komşu olasın

Gecen rahat olsun

Geçmiş olsun , gördüğün göreceğin kötülük bu olsun

Göğsün ak tüylü olsun

Gözünüz aydın olsun

Günün gününden aydın olsun

Hacca gidesin

Hacı sofralarınız olsun

Hayırlı kısmetler olsun

Havla külüç olsun (Yaptığınız iyilikler, ikramlar öte dünyada helva külçesi olarak önünüze gelsin manasındadır)

Helal süt emmişe rastlayasın

Hemişe bugünlere çıkasın (Her daim, inşallah manasındadır)

Hemişe bugünlere eresin (Düğün, toy gibi mutlu olaylarda temenni manasında gençlere söylenir)

Hergiz (Hiçbir zaman) ah vah demeyesin

Hızır değneğini dürte ( Hızır bereketi versin manasındadır)

Hızır uğraya

Hızırlar nebiler yoldaşın ola

Hiç görmemişe dönesin (Kötü bir olay karşısında, teselli maksadıyla söylenir)

Hurilere yoldaş olasın

İmanın bol olsun

İmanla göçesin

İşin rastgelsin

Kabirler sıkmasın

Kazancın bol olsun

Kesen dolu olsun

Keven gibi köklü, keklik gibi döllü olasın

Koyup giden nur gölünde yatsın

Mekanın cennet olsun

Ölülerinizin canına değsin

Ömrün uzun , düğünün güzün olsun

Önünde ölem , kölelerim olam

Paranın bittiğini bilmeyesin

Peygamberin şefeatine eresin

Peygamber efendimize komşu olasın

Paşa çıkasın/ paşalar olasın (Erkek çocuklara söylenir)

Sancağın çekile(Önceleri Hac yolcuları, Ulucamii’ nin yeşil sancağıyla Salavattepe’ den tekbirlerle , ilahilerle, salavatlarla yolculanır, aynı zamanda karşılanırmış. Eski zamanların zor şartlarına göre oldukça kıymetli bir duadır)

Saçın sakalın ağara

Sayısız altın takınasın

Sebep senden inayet Allah’tan

Sıhhatler olsun

Siftah senden bereket Allah’ tan

Su gibi aziz olasın

Taş altında olmasın da ,dağ ardında olsun

Taşına toprağına Allah bereket versin (Demir-Çelik İşletmeleri kastedilir)

Tırnağın taşa değmesin

Tuttuğun altın olsun

Uğurlu kademli olsun

Yer gök razı olsun

Yerde yatmasın nurda yatsın

Yok keseye el sokmayasın

Yokluk yüzü görmesin

Yüzün ak olsun

Yardımcı Kaynaklar:

Halil Sami Özen:Divriği’de Dualar, Beddualar,Yeminler. Türk Folkloru Dergisi

Müjgan Üçer:Atalar Sözü Yerde Kalmaz, Sh 183, 184, 185, 186, 187 İstanbul 1998

Ekim-2001 Sivas

DİVRİĞİ’DEN BEDDUALAR

Kırklar Dağı’ nın düzü

Ziyaret çarptı bizi



Kör olasın Suzan Suzi

Sular apardır bizi


Yürek hoplatan, iç geçirten nice türkümüzden birisidir bu. Hikayesini bilemeyiz ama az çok tahmin edebiliriz, aynı coğrafyanın insanı olarak...

Beni Mecnun ettin

Sen de olasın

Aşkımı inkar edersen



Allah’tan bulasın

Ah bu beddualar...Ahlar, ilençler, kargışlar; yani mahalli deyimle karışlar; karış vermeler. Söndürecek suyu bulunamayan yürek yangınlarının dayanağı...

Zannetmiyorum ki hiç kimse karış , beddua duymak istesin? Ya da karış beddua etmek...Ama şarkılara, türkülere ,manilere girecek kadar da bizden olmuş bir ögedir o. Bir zamanlar, hani o karasakız plakların altın çağını yaşadığı dönemler, İntizar adlı bir şarkı yükselirdi plakçı dükkanlarından , müzikseverlerin pikaplarından...Onun, yani o şarkının bir bölümünde beddua da yer almaktadır:

Dilerim Tanrı’ dan ki, sana açık kucaklar

Bir daha kapanmadan, kara toprakla dolsun

Kan tükürsün adını, candan anan dudaklar,

Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Faruk Nafiz Çamlıbel, hangi duyguların galeyana gelmesiyle bu satırları , kestirmek güç ama benzeri bir çok mısraya rastlamak da mümkündür.

Biz , sizler için Divriği’ de kullanılan bedduaları biraraya getirdik, “Evlerden ırak” temennisiyle, sizlerle paylaşmak istedik:

Adı batasıca

Adı karalanasıca

Adını Allah ala

Ağzından yel alsın

Ağzından çıka koynuna yayıla (Bedduaya cevaben de söylenir)

Allah bin türlü belanı versin

Allah’ tan bula benden bilesin

Allah ala, Allah canını ala

Allah dert vere, derman vermeye

Allah diş vere , tırnak vermeye

Allah gün ışık göstermesin

Allah iğne kadar hakkımı deve kadar çıkarsın

Allah iki gözünü kör etsin

Allah oğul ekmeği , gelin değneği nasip etsin

Allah seni yerin dibine soksun

Allah’ından bulasın

Altı üstü kitlensin

Anasından emdiği süt, fitil fitil burnundan gelsin

Araya bulamaya, ökseye (Özleye) göremeyesin

Başına şivan ine (Şivan/ şiven:Feryat, yas)

Başına yıldırımlar düşsün

Başını bağrını yesin

Başını yesin

Ben gün yüzü gördüm sen görmeyesin

Benden beter olasın

Benden sonra gün görmeyesin (Hatta “Gün onun günüymüş diyesin, mezarıma gelip çığırasın” diye devamı gelir)

Benim kadar başına taş düşsün

Bir kaşık suda boğulasın

Bir tas su verenin olmaya

Bir yerde yatasın, bin yere iniltin gide

Bir yanın yılan, bir yanın çıyan ola

Biri tuta bini doğraya

Boğazında kala

Boğazına kurt düşe

Boynu altında kala

Boyu posu devrile

Boyunca çeke

Burnundan gelsin (Çektiğim emekler, yediği içtiği neviinden bazı sözleri de tamamlar)

Cenazene su bulunmasın

Cennet yüzü görmek nasip olmaya

Cennet yüzü görmeyesin

Ciğerin ağzından gele

Ciğerlerin döküle

Ciğerlerin yana

Çalınasıca

Çatlayasıca

Çürüyesice

Çengele gelesice

Dalın kolun budana

Dalın kolun kırıla

Damarın kuruya

Damızlığın kesilsin

Delire dağlara düşesin

Derdine derman bulunmaya

Dermansız dertlere düşesin

Dert bulup, derman bulamayasın

Devrilesin

Dilin lal ola

Dişin ışımaya

Dişin kitlene

Diyen dillerin lal ola

Doğurmaz kazanmaz olasın

Döşşeğe düşesin

Duvar tuta gezesin

Dünya durdukça dura, Allah yüzünü göstermeye

Ekmek at ola, sen it olasın

Ekmek , aş bulamayasın

Eksilesin

El ,ayak, göz buğuna düşesin

Ele bakınç yüze yoğunç/ kovunç olasın

Elin ayağın çekile

Elin ayağın kitlene

Elin ekmekli , başın tokmaklı olsun

Elin kolun kırıla

Elin kolun çalına, gorgocirik olasın (Gorgocirik, kitlenmek işlevini yitirmek manasına söylenen bir sözdür)

Eme ilaca veresin

Emeklerim gözüne dursun

Emzirdiğim sütler burnundan gelsin

Etine kurtlar düşe

Ettiğin kadar çekesin

Ettiğin kötülükler ayağına dolak ola

Ettiğini çekesin

Ettim buldum diyesin

Evin yıkıla kapın kitlene

Evladından uşağından çekesin

Evlatlarının gününü/ hayrını görmeyesin

Faş malamat olasın

Gavur mezarından kalkasın

Genç dalın yere gele

Gençliğinin hayrını görmeyesin

Gidişin ola da gelişin olmaya

Gördüğün gün bugün ola

Gözü çıkasıca

Gözü kör olasıca

Gözün arkanda kala

Gözün baka , dilin lal ola

Gözün göre ağzın görmeye

Gözün göğe dikile

Gözüne dizine dursun

Gözlerin dışarı düşe

Gözlerin kör ola, elinden tutanın olmaya

Gözünü toprak doyursun

Gözünün yaşı başını yesin

Gözünün yaşı ekmeğine katık ola

Gözünün yaşı kurumaya

Gözünün yaşı sel ola

Gözünün şafağı söne

Gülmeyesin

Güler benzin sola

Güler yüzün sola

Gün benim günüm ola

Gün ışık görmeyesin

Hayrını görmeyesin

Hergiz benden sonra gün görmeyesin

Hıtta matta ( Darda, bunda) kalasın

Hotik çıkarasın

Hotik yiyesin (Hotik:yara)

İçerin aka

İçerine kesile

İçerine zehir ola

İki gözün aka

İki gözün çıka

İki gözün kör ola

İki gözün kör olup , eline gele

İki gözünün şafağı söne

İki elin yanına düşe (İki elim yanıma uzana ki diye yemin sözü olarak da kullanılır)

İki yakan biraraya gelmeye

İnim inim inleyesin

İpe kendire/sicime gelesin

Kahrolasıca

Kahr’ismiyle kahrolasıca

Kan kusasın

Kapına kara kilit asıla

Kara nara veresin

Kara yere gelesin


Kara yere giresin

Karalı bayramın ola

Karalı haberlerin gele

Karartın kalksın

Karnında göre kucağında görmeyesin

Kef geçesin

Kesenin dibi delik ola

Kıran gire

Kırılasın

Kıyamet günü (Yevmi mahşerde) iki elim yakanda ola

Kızıl saçların kızıl kanlarda yıkana

Kokusu burnunda kala

Kovan kırıla, arı dağıla

Kökü geçe

Kökünüze kiprit suyu aka

Kör bıçaklara gelesin

Kör kurşunlara gelesin

Kör olasın

Kulağına him mıhı aka

Kurşuna dizilesin/ gelesin

Küçük mezar olasın

Madla (Yara, çıban ) çıkarasın

Mezar mezar gezesin

Mezar mezar hortlayasın

Mezarında çekesin

Mezarında söylenesin

Mezarında yatmayasın

Muhanete muhtaç olasın

Mum gibi sönesin

Muradın gözünde kala

Murat almayasın

Nalınan mıhın arasında kalasın

Nana (Nan:ekmek) muhtaç olasın

Nerene gittiğini bilemeyesin

Nerenin ağrıdığını bilemeyesin

Ocağın bata , kapın kitlene

Ocağın söne , kapına kara kilit asıla

Ocağını tütüten olmaya

Oğul ekmeği nasip olmaya

Oğul uşak görmeyesin

Oğlundan uşağından çekesin

Olmaz olasın

Onmayasın

Onulmaz dertlere düşesin

Osman’ lar (İsim, Ali Veli her ne ise o söylenir)

Oyuğun kalka

Ölesin

Ölmeye çekesin/sürünesin



Ölün gele

Ölün kalka

Ölüne su bulunmaya

Öte dünyada ben gelene kadar ayak üstü kalasın

Öte dünyada dikili kalasın

Parça parça olasın

Pegininizde (Peg, önceden yerinde ev olan terkedilmiş arsa) baykuş öte

Rahat yüzü görmeyesin

Sandığın kitli kala

Sarı su ola da kalasın

Sen kazanasın eller yiye.

Sevgilini/sevdiğini önüne ala da ağlayasın

Sidiğine para gibi taş dura

Su gibi kara kanı akasıca

Suyu sütten ayıran Rabbim beni ondan ayıra

Sürünesin

Sürüm sürüm sürünesice

Sütüm haram olsun

Şişesice

Tahtaya gelesice

Taş kesesice

Tatlı canında bulasıca

Taun çıkarasıca (Taun;veba)

Tavuk gurkuyla, mektep çağasıyla seyrine çıka. (Çağa;çocuk)

Torunundan tosunundan çekesin

Töremeyesice

Tump olasın (Tump; bostandaki sınır yükseltisi)

Tutuşasıca

Vurulasıca

Yağlı kurşunlara gelesice

Yatacak yer bulamayasın

Yatak yessiri/esiri olasın, iniltin yedi eve gide

Yara çıkasıca

Yara tutasıca

Yara yiyesice

Yarana kurt düşe

Yedi dağın ardına düşesin

Yediğin kan irip, ağzından burnundan gele

Yediğin zıkkım, içtiğin ağu ola

Yellik günde tutuşasın

Yere giresin

Yere gire de çıkmayasın

Yerin yurdun ateş ola

Yerin yün tarağı ola

Yerinde yatmayasın

Yerinen yeksan olasın

Yetişmeyesin

Yıl ağrısına düşesin

Yiğit arkan yere gele

Yiğit iken yıkılasın

Yurdun yuvan dağıla

Yuvanda baykuş öte

Yüzü gülüp, dişi ışımaya

Yüzü o yana, ökçesi bu yana ola

Yüzün sal altına gele

Zalim elinde kalasın

Zehirlenesin

Zehir zıkkım ola, içerine kesile

Zıkkımın dibi

Zıkkımın kökünü yiyesin

***

Çatlayasın, ölesin, yere giresin-ki çatlamayasın , ölmeyesin tarzında söylenir- tump olasın, küçük mezar olasın neviinden beddualar , çocuk sevilirken söylenir. Ayrıca, samimi arkadaşlar arasında “100 yaşına kadar yaşayasın, kargalar gözünü oya, kışe demeye mecalin olmaya, günlük nevalen beş kuruşluk aspirin ola” şeklinde beddualaşanlar bulunmaktadır. Gün görmüş yaşlılar “Düşmanına kötülük dileyeceğine , canına sağlık iste. Beddua iki ağızlı bıçaktır. Sermayesiz karış sahibinindir . Ağzından çıkar koynuna yayılar “gibi sözlerle beddua edilmemesini salık verirler. Bizim de dileğimiz ne kötülüğe uğramanız , ne de bedduaya başvurmanızdır...



Fatma PEKŞEN Aralık 2001

Yardımcı kaynaklar

Halil Sami Özen “Divriği’ de Dualar, Beddualar, Yeminler” Türk Folkloru

Müjgan ÜÇER ,”Atalar Sözü Yerde Kalmaz” İstanbul 1998 Sh:189, 190, 191, 192, 193


DİVRİĞİ YÖRESİ ÇOCUK OYUNLARINDA EBE ÇIKARMA TEKERLEMELERİ

Eskiye nazaran oyunlarda, dolayısıyla da tekerlemelerde bir gerileme görülüyorsa da çocuk ruhunun tatlı kıvrımlarının mahsulü olan bu sözcükleri sizlerle paylaşmadan edemedim. Üç aşağı beş yukarı sizin yörelerde de söylenmektedir. Vişne yapışığı, üzüm bulaşığı ellerinizle komşunun avlusunda ya da camiinin oradaki arsada beş taş oynarken, arkadaşlarınızdan birisi “Saklambaç oynayan var mı” dediğinde , taşlarınızı fırlatıp nasıl da hazırola geçerdiniz değil mi? Var mısınız, koro halinde sayışarak çığrışarak oynamaya...

Oooo...


Portakalı soydum

Başucuma koydum

Ben bir yalan uydurdum

Duma duma dum

Kırmızı mum

***


Keçe külle

İbrik lüle

Allah şunun birini

Bana nasip eyleye

***

Kim vuruldu, kim vuruldu?



Eldivenli kız vuruldu

Eldivenli kızı alalım

Ali beye verelim

Ali bey hasta

Çorbası tasta

Püskülü mavi

İnadına kavi

Mendili ipek

Kendisi köpek

***


Çıktım erik dalına

Baktım tren yoluna

Üç gemi geliyor

Biri ağa, biri paşa

Ortadaki Kemal paşa

***


O , mo

Dandik dana

Hoca püf

Etraf çüş

Çüş eşeğim çüş

Ambarın dibine düş

***

O lili lili



Lili papadilli

Seksen dora , seksen dora

Mikatta tatta

Biz gidiyoruz bu hafta

İneğimiz doğurdu

Adı olsun kel Fatma

Sümüklü Fatma

Kel Fatma

***

Allah’tan başlayalım



Şeytanı taşlayalım

Bir can


İki can

Üç can


Dört can

Beş can


Altı can

Yedi can


Dokuz can

On can


Hacivat benim amcam

Ayşe hanımın atları

Kir kir kişniyor

Arpa saman istiyor

Arpa saman yoktur

Kilimcide çoktur

Kilimci kilim dokur

İçinde bülbül okur

O bülbül benim olsa

İki kardeşim olsa

Biri ay biri yıldız

Hop çikolata piyasa

Kızın adı Za-ri-feee*

***
Huuu

İdilik bidilik

Saçlar başlar kıvırcık

Sen bu o-yun-dan çııık*

***


Çıt mıt

Nerden geldin ordan çık

Kız saçların kıvırcık

Sen bu o-yun-dan çııık*

***

O mo peti peti



Kılavuna sepeti

İçinde nur var

On dört tül var*

***


Ooo moo

İnnede foo

İçkili masa

Titi alinata

Bekmez şevket

Numaro geçeroz

Ermeni dey yos*

***


Sepet sepet yumurta

Sakın beni unutma

Unutursan döverim

Gözlerinden öperim*

***

O mo mağzalardan



Renk renk kumaş alalım

Ne renk alalım

Baylar bayanlar

Merdivenden kayanlar*

***

Bahçelerde tak tak



Biz gidiyoruz bu hafta

İneğimiz doğurdu

İsmi kalsın kel Fatma

Aman tara leylim

Canım tara leylim

Ebeyi bülbül

Saçları sümbül

Minarede bir kuş var

Kanadında gümüş var

Eniştemin cebinde

Türlü türlü yemiş

Yemişimi yediler

Bana miskin dediler

Ben miskinden beterim

Sokak sokak gezerim*

***


Çin çin çikolata

Hani bize limonata

Limonata bitti

Hanım kız gitti

Nereye gitti?

İstanbul’ a gitti

İstanbul’ da ne yapacak?

Terlik pabuç alacak

Terliği pabucu ne yapacak?

Sana bana verecek

***

Han kapısından girdim içeri



Yahudiler dizilmiş yedi köşeli

Anko anko

Al bizi içeri*

***


İğne battı

Canımı yaktı

Tombul kuş

Arabayı koş

Arabanın tekeri

İstanbul’ un şekeri

Hap hup

Altın top

Bundan başka oyun yok

***


Eeee...Ben ebemi seçtim; siz oyununuzu seçtiniz mi?

Kaynak şahıs: Ayşe Bal 1962 doğumlu. Ankara’ da oturuyor.Derleme tarihi: Şubat 2001

*İşaretliler: Halil Dumluca (İbrahim Arsanoğlu) Divriği’ de Ebe Çıkarma Tekerlemeleri. Sivas Fokloru 1974 Cilt:4 Sayı:39 Sayfa:16

Sivas 2002

DİVRİĞİ YÖRESİ TEKERLEMELİ ÇOCUK OYUNLARINDAN ÖRNEKLER
Ebe seçimi, pratik çocuk zekasının bir ürünü olarak,kendiliğinden oluşmuş ritmik kelimelerle yapıldıktan sonra, pek de pahalı olmayan ip, top, taş, aşık v.s gibi malzemelerle oyuna geçilmelidir artık. Sınıfı geçtiğinizde büyükbabanızın aldığı top ne güne duruyor? Büyükanneniz, kendi dönemlerinde, yün yumaklarıyla yapılıp, orta parmağa atılan bir ilmekle , iple, zıplaması sağlanan toplardan bahsediyorsa da siz onu boşverin? O, oynandığı dönemin hatıraları arasında kalsın. Siz de şanslı bir çocuk olmalısınız ki yere vurduğunuzda yıldızları öpebilecek kadar zıplayan bir topa sahipsiniz...

Haydi top oynamaya...


Bir, iki, üç buçuk

Dört, beş, altı buçuk

Yedi, sekiz, dokuz buçuk

On buçuk


***

Bir kaşık, iki kaşık, üç bulaşık

Dört kaşık, beş kaşık, altı bulaşık

Yedi kaşık, sekiz kaşık, dokuz bulaşık

On bulaşık

***


Bir çiçek, iki çiçek, üç kelebek

Dört çiçek, beş çiçek, altı kelebek

Yedi çiçek, sekiz çiçek, dokuz kelebek

On kelebek

***

Yusi busi yustamsi



Ekseri vasi eksemsi

Eksere okşar rakkamsi

Rakkamsi

***


Bir iki çumçukur

Lem şem daha çukur

Niye küstün bana çukur?

No çukur no çukur

***

Top oyunundan usandıysanız ya da en hararetli zamanında cığızlık (mızıkçılık) yapan olduysa, ip atlamaya geçebilirsiniz artık...



Deniz, deniz, karpuz keseriz

Çıra ile odun yakarız

Kızlar giyer müslüm/ naylon çorabı

Erkekler içer rakı şarabı

Hanımlar oturur yedi köşeli

Dönder dönder dönder dolabı

Bacak arası (Burada ip bacak arasına alınır. Oyun sırası diğer çocuğa gelir,)

***


Eski minder

Yüzünü dönder

Talebe gönder

İskender


Tarlam tump

Ağzım küp, tıp; diyen birisi “Tıp” oyununu başlatmış olur. Gülme. Konuşma olmayan, mümkün olduğu ölçülerde susulması gereken bu oyunda, en sona kalan oyunu birinci seçilir. Fıkırtılar, kıkırtılar arasında çabuk biten bir oyundur.

***

Anneniz artık koskoca olduğunuzdan, bulaşıklarda ablanıza yardım edebileceğinizden bahsetse de size sokaktan gelen:



Ayfer hanım, pabucu yarım

Çık dışarıya , oynayalım...çağrısı daha cazip gelmektedir değil mi? Yaz traşı yapılmış kabak kafalı oğlanlar, çelikti, çomaktı, aşıktı, topaçtı derken, sokağa bir parça da sahiplenerek çıkarken, halkalanmış yaşıtınız kızların:

Kutu kutu pense

Elmamı yense

En güzeli Sema

Arkasını dönse...tekerlemeleri sizi çağırmaz da kimi çağırır? Halkalanmış arkadaşlarınızla, güneş tepeye çıkmadan:

Arabistan buğdayları

Severler sevgileri

Kız seni almaya geldik

Halini sormaya geldik

Çık dışarı, çık dışarı

Bundan sonra bir kızım oldu

Arabistan buğdayları (Tekrarıyla oyun devam eder) oyununu oynarsınız;

Kiminde ise:

Aç kapıyı bezirganbaşı, bezirganbaşı

Kapı hakkı ne verirsin, ne verirsin

Arkamdaki yadigar olsun, yadigar olsun

Birinci sıçaaan, ikinci sıçaaan, üçüncü sıçaaan

Dördüncü de deliğe kaçan... ( Denir. Karşılıklı iki kişinin oluşturduğu daireye düşen çocuk ebe olur.) oyunuyla zevkiniz doruğa çıkar. Bazan:

Menekşe mendilin düşe

Bizden size kim düşe?

-Ayşe düşee.. derken, canciğer arkadaşınızın sevecen bakışlarını yakalarsınız, bazan da o sizi:

-Saklambaç oynayan kaleye mum diksin, diyerek başka bir güzelliğe davet eder..

Okulların açılmasına az kaldı. Şu güzel, bol güneşli günler bitmeden oyunun tadını çıkaralım biz. Oy Diyojen oyununa akşam olmadan , annelerinizin “Hadi eve gel , baban geldi . Yemek yiyeceğiz...” yollu hiç de iç açıcı olmayan çağrısını duymadan başlayalım

-Oy Diyojen Diyojen Diyojen Diyojen

Akşama size gelecem gelecem gelecem

-Akşam bizde neydecen neydecen neydecen

-Babandan seni isteyecem isteyecem isteyecem

-Babam sana vermezse vermezse vermezse

-Elinden tutup kaçıracam kaçıracam kaçıracam...denip karşıdaki çocuk kendi tarafına alınır

***

Ne o? Niye kaşlar çatıldı? Anladım , haddini bilmez komşu kızı, yani küsülünüz çocuk size hain hain bakıyor. Artık şu meşhur tekerlemelerin vakti geldi de geçiyor değil mi?



Damdan pekmez akıyor

Küsülüm bana bakıyor

Küsülümün adı şakşak

İstiyor barışmak

Ayağımın altı pekmez

Yala yala bitmez

Ayağımın altı biber

Yala yala geber

Çocuk yüreğinizdeki hınç dinmek bilmedi, o hızla devam ediyorsunuz sayıp dökmeye:

Çingene çik çik

Torbası küççük

Kaldırma beni

Döverim seni
Kürt kürt küvera

Kürdün sırtı duvara

Kürt ne bilir bayramı

Hör hör içer ayranı

Küsülünüz kız değil de oğlan ise,

Oğlandır oktur

Bir çuval b.ktur

Kapıya koydum

Alan yoktur
Kızdır nazdır

Bin kuruş azdır

Bin daha getir

Bindir götür


Dargın olduğunuz çocuğun adı Cuma ise:

Cuma Cuma ,

Allah ağzını yuma

Fareler abdestini ala

Kediler namazını kıla

Adı Fatma’ysa :

Kabaramazsın kel Fatma

Anan güzel sen çirkin (Bu söz hindi için de söylenir)

Adı Selman’ sa :

Selman mandı, kuyruğu yandı

Kulakları sündü, eşeğe döndü

Adı Ayşe ise:

Ayşe Ayşe, aş gibi

Kulakları taş gibi

Ayşe oğlan doğurmuş

Aynı karabaş gibi

Adı Mustafa ise:

Mustafa Mıstık

Arabaya kıstık

Üç mum yaktık

Keyfine baktık

Adı Ahmet’se:

Ahmedi medi

Kuyruğu kedi

Bir sıçan tutmuş

Yalamadan yutmuş

Adı Hasan’ sa:

Hasan Hasan

Helva basan

Cırt kaçıran

Deliğe kaçan

Adı Sinan’ sa, sinek , Meral’ sa marul dediniz, Feride Feride, kulakları geride, Ali’ler Veli’ler, soycak deliler dediniz, kepçe kulak, koca kafa, şişko patates,boyu çok uzunsa “Yukarda havalar nasıl” dediniz, o da yetmedi ,gözünüzü belertip, dilinizi çıkarttınız...Ama çocuk yüreğiniz daha fazla kötülüğe müsaade etmedi değil mi? Eee...Ne demişler? Çocuk kavgası yüzünden, büyükler kadıya – hakime gitmişler, sulh olup geri gelmişler ki çocuklar barış içinde oynuyor. Darısı bizim gönüllerimizin başına diyelim mi?

Kaynak kişiler: Ayşe Bal-Fatma Erüç

Sivas-2002


BİR HALK ŞAİRİ : KODİK SÜLEMAN

Matal matal mandı atar

Dil atar, damak tutar

Kodikli’ nin Süleyman

Koltuğundan ateş saçar


Televizyonun, radyonun, envai tür oyunun-oyuncağın bilinmediği yılların bir tekerlemesiyle konumuza giriş yaptık Kodik Süleyman’ ı konu eden bu tekerlemenin belki edebi bir yanı yok ama sessiz sedasız öte aleme göçen şairimizi bu günlere taşıması bakımından da ehemmiyetli sayılabilir. Halk şairlerimizi tanıtan kitaplarda, O’ nun için sadece. “Divriği’ li bir halk şairi” ibaresi yer almaktadır.

Hayatı hakkında teferruatlı bilgi bulunmamakla birlikte, yaşlılardan 20.yüzyılın ilk

Yarısında öldüğünü öğreniyoruz. Türkçeyi çok güzel kullandığı bilinen, şairin hayatı boyunca şiirlerini topladığı defterinin akıbeti ise bilinmemektedir.

Günlük hayatta karşılaştığı acı-tatlı olaylara, tabii afetlere, siyasette beğenmediği bir duruma, anında pratik zekasını çalıştırıp, mısralar döktüren şair, 40.000 ölü veren 1939 Erzincan depreminde şu satırları yazmıştır:

Sivas vilayetim, Divriği ilim

Bir kuru destanı söylüyor dilim

Ayağım kırıldı, bağlandı kolum

Güzel Ezirgan’ ın, bir adı kaldı

Deprem Divriği’ ye uğradı geçti

Bütün evlerimize pencere açtı

Horavenk mahallesinde yedi ev yıktı

Diğer evlerimiz selamet kaldı

Kimisi nişanlı, kimisi gelin

Kimisi dişiyle koparmış dilin

Kimisi başına koymuştur elin

Ezirgan bizlere çok acı saldı

***

Yeni ireyis ( Belediye başkanı) dededen, babadan kalma asırlık dükkanları, yedi ceddinin yattığı mezarlığı kaldırma kararını verir de, Kodik Süleyman durur mu?



Katranı kaynatsan, olur mu şeker?

Cinsine ettiğim, cinsine çeker

Beş yüz koyun aldım, yarısı şişek

Mezarlık kalkar mı hey eşşoğlu eşşek

Beş yüz koyun aldım, yarısı toklu

Mezarlık kalkar mı hey cinsi b.klu

Babası beygirci Uzun’un oğlu.....v.s

***


Zengin arabasını dağdan aşırır

Fakir düz ovada yolunu şaşırır

Zengin süggar(şeker) ile helva pişirir

Fakirin aşına ayran bulunmaz...dörtlüğünde olduğu gibi, ömrü fakirlik içinde geçmiştir Atıyla dağlardan odun getirip satarak geçimini temin eden şair, bir gün yük taşırken yolda kalıp can çekiştiren hayvanının başında şunları söylemiştir:

Havada uçan bir kuşun (Uçak)

Yerde dönen bir taşın (Değirmen)

Etibank’ ta bir işin (Dönemin Demir-Çelik İşletmelerini kastediyor)

Ola ki rahat geçesin

Kitabı, yazılı belgesi olmadığı için, birkaç dörtlüğünden başkası günümüze ulaşmayan şairin, (o dönemlerde ortaokul öğrencisi olup, Türkçe ödevi olarak bizzat yazarından belgeleyen Mustafa Pazarbaşı’ nın sayesinde) Fakir İle Zengin adlı şiirini sizlerle paylaşmak istedik ..
Zengin İle Fakir*

Zengin ile fakir vasfın edeyim

Fakir nere varsa, han da bulamaz

Zengine baklava börek çekilir

Fakir arpa darı, nan da bulamaz

Zenginin yoluna olurlar turap

Fakir nere varsa, her işi harap

Zenginler giyerler kundura çorap

Fakir ayağına, gön de bulamaz

Zenginin yoluna , çıkarlar karşı

Aralıkta kalır, fakirin başı

Zenginler giyerler, kutni kumaşı

Fakir bacağına, don da bulamaz

Zengin nere varsa, hep rahat olur

Fakir “Doğru” derse kabahat olur

Zenginin kefeni yedi kat olur

Fakir köğneğine yan da bulamaz

Zengin nere varsa hürmet ederler

Kapı eşiğinde, fakirler, erler

Zengin zemheride, daima terler Fakir ağustosta, gün de bulamaz

Zengin arabasını dağdan aşırır

Fakir düz ovada, yolunu şaşırır

Zengin helvasını, balla pişirir

Fakir ekmeğine, un da bulamaz ***

Önemli olaylar karşısında güzellemeler, taşlamalar yapıp, türküler yazan Kodik Süleyman’ın , atasözü gibi günlük hayatta kullanılan bazı sözlerinden ve bölük pörçük üç beş şiirinden gayrısı , ne yazık ki elimizde bulunmamaktadır. Gönül isterdi ki, kalemi kıvrak bu şairimizin bütün eserleri mevcut olsun ve gelecek nesiller de ondan yararlansın...Ama O, bir halk şairiydi; halkın içinden çıktı ve halkın içinde kayboldu. Gönüllerden kaybolmasa bile...
*Kaynak: Kodik Süleyman: Remzi Tarhan.

Sivas Folkloru. Sivas1975 Sayı 31 Sayfa 9


Ekim 2001-Sivas


Do'stlaringiz bilan baham:


Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©hozir.org 2019
ma'muriyatiga murojaat qiling

    Bosh sahifa