Allah Teâlâ’nın insanlara bahşettiği en kıy­metli nimetlerinden biri de zamandır, imkânlar ve değerler zaman içinde kazanılır veya kaybedilir



Download 44.23 Kb.
Sana09.09.2017
Hajmi44.23 Kb.



Akıp Giden Hazine: Zaman, 28, 29, 30 Temmuz 2017 www.kalpehli.com




بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيم

أَجْمَعِينَ وَصَحْبِهِ وَآلِهِ مُحَمَّدٍ سَيِّدِناَ عَلىَ وَالسَّلاَمُ وَالصَّلاَةُ الْعَالَمِينَ رَبِّ لِلهِ اَلْحَمْدُ


AKIP GİDEN HAZİNE: ZAMAN
Allah Teâlâ’nın insanlara bahşettiği en kıy­metli nimetlerinden biri de zamandır, imkânlar ve değerler zaman içinde kazanılır veya kaybedilir. Bunun için kaybedilen her an, geriye getirilmesi mümkün olmayan kıymetli bir sermayedir. Kaybe­dilen mal, mülk, servet zamanla kazanılabilir; fa­kat kaybedilen ömür sermayesinin geri getirilmesi mümkün değildir.
Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Asra (insa­nın içinde bulunduğu ana) yemin ederim ki insan hiç şüphesiz hüsran içindedir. Ancak inanıp salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabırlı olmayı tavsiye edenler bu­nun dışındadır." (Asr/1-3)
Fahreddin Râzî (rh.a) Asr sûre­sinin tefsirinde özetle şöyle der: “Allah Teâlâ zaman olan asra yemin etmiştir. Çünkü zaman içinde türlü türlü haller, hadiseler vardır. Şöyle ki mutluluk ve üzüntüler, sıhhat ve hastalık, zengin­lik ve fakirlik zaman içinde olur. Ayrıca ömre denk ve onunla aynı kıymette olan bir şey de yoktur...
Senin için en kıymetli şey hayatındır. Böylece zamanın, asıl nimetlerin cümlesinden olduğu ortaya çıkmış olmaktadır. Bundan dolayıdır ki Allah Teâlâ zamana yemin etmiştir. Rabbimiz gece ile gündüzün birer fırsat olduğuna fakat insanoğlunun bunları zayi ettiğine dikkat çekmiştir. Zaman mekândan daha önemli olduğundan dolayı zamana yemin etmiştir. Çünkü zaman katıksız, kusursuz bir nimettir. Ayıplanacak ve hüsranda olan ise insandır.”1
Resûlullah (s.a.v) bir hadisle­rinde, “İki nimet vardır. İnsanların çoğu bunları değerlendirmede aldanmıştır: Sıhhat (sağlık) ve boş vakit"2 buyurmak suretiyle zamanın büyük bir nimet, önemli bir ikram olduğuna bizlerin dikkati­ni çekmiş, ayrıca zamanın kıymetini bilip bundan tam anlamıyla istifade edenlerin sadece muvaf­fak kılınan bazı insanlar olduğuna da, “İnsanların çoğu bunları değerlendirmede aldanmıştır" cüm­lesiyle işaret etmiştir.3
Asr’ın Manası ve Allah’ın Asr’a Yemin Etmesinin Sebebi
İslâm bilginleri Asr kelimesinin, zaman, güneşin tam tepeye yükselmesinden sonra batımına kadar olan zaman, ikindi namazı, Hz. Peygamber (s.a.v) ve ümmetinin içinde bulundukları zaman manalarına geldiğini ifade etmektedirler.
Acaba Yüce Allah kendi yarattığı bir şey olan Asr’a/zamana niçin yemin etmiştir?
Eğer Asr’ı genel anlamıyla zaman olarak alacak olursak, bunun sebebi akıl sahipleri için onda Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden sebeplerin olmasıdır. Büyük İslâm bilgini Fahreddin Razî bunu, zamanda bulunan çeşitli özelliklere bağlar. Çünkü genişlik, darlık, sıhhat, hastalık, zenginlik ve fakirlik zamanın içinde bulunmaktadır. Bu kadar özelliği bünyesinde bulunduran zamana dikkat çekmek için kendisine yemin etmek son derece doğaldır.
Yine mesela insan ömründen bin sene faydasız işlerle geçse de son anda kişi mutluluğa kavuşsa, ebedi cenneti kazanacaktır. Yani bir anlık zaman bile insan için bu kadar değerlidir. Aslında zamanda bir kusur yoktur. Kusur, o zamanda yaşayan insandadır. O halde Cenab-ı Mevlâ’nın bir anı bile bu kadar değerli olan bir şeye yemin etmesi tabiidir.4
Vakit Nakittir
Allah'a ve âhirete inanmış bir mümin için dünyadaki her an, gün ve gece kıymetlidir, hepsi bir sermayedir; amel zamanıdır, yüce Allah'a yaklaşma sebebidir. Müminin hiç terkedemeyeceği bazı ameller vardır ki bunlar belirli bir zamana bağlı değildir. Müsait olan her an, her zaman, her mevsim ve her yerde yapılabilir, yapılmalıdır. Bunların başında tövbe, istiğfar, zikir, şükür, muhasebe, sohbet, sâlih amel ve güzel ahlâk gelmektedir.5
Büyükler, “Vakit nakittir” derler. Yani vakit kâinatta en değerli sermayedir. Vakit insana nakit kazandırır; fakat dünya dolusu nakit verilse, geçen bir saniyelik vakit geri getirilemez.
Dünyada her an bir defa yaşanan o an, bir daha ele geçmez. Onun için Allah dostları her anı son fırsat olarak görmüşler ve her nefesi son nefes gibi değerlendirmişlerdir.
Gerçekte insan hayatı iki nefes arasındaki süredir. Alı­nan bir nefes geri verilmese hayat biter. Tersi de böyledir. Bu nefesler sayılıdır ve son sayı insana gizlidir. Kimse şu kadar nefesim kaldı, şu kadar süre daha yaşayacağım diyemez.6
Âlemlere rahmet Peygamberimiz (s.a.v) bütün inananları şöyle uyarmıştır:
“Şu beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil: İhtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sıhhatinin, fakirlikten önce zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş zamanlarının, ölümünden önce hayatının!"7, 8
Kıyamet günü, herkese hesabı ve şükrü sorulacak dört nimet vardır. Bunlardan ikisi zamanla ilgilidir. Yüce Al­lah bize gençliğimizi nerede harcadığımızı ve sonraki kalan ömrümüzü nerede tükettiğimizi soracaktır. Hesabı sorulacak diğer iki nimet ise mal ve ilimdir.9
Cüneyd-i Bağdâdi (k.s) der ki: “Vakit sermayeni iyi kullan. O bir kere ele geçer; kaçırdın mı bir daha ebediyen ele geçiremezsin. Kâinatta vakitten daha kıymetli bir servet yoktur."
Hasan-ı Basrî (k.s), sahâbe-i kirâmın halini şöyle anlatır: “Ben öyle insanlara ulaştım ki vakitlerini sizin elinizde­ki altın ve gümüşü koruduğunuzdan daha fazla koruyor ve boşa harcamaktan sakınıyorlardı. Sizden biriniz nasıl iyi bir kazanç getirmeyen yerlere altın ve gümüşünü harcamıyor­sa, onlar da zamanlarını öyle titizlikte koruyor, bir nefesini dahi zayi etmiyor, vakitlerini Allah'a (c.c) itaatin dı­şında asla kullanmıyorlardı.”
Hz. Ali (k.v), şerefli hanımı Hz. Fâtıma'ya (r.anha) demiştir ki: “Fâtıma! Yemek yaptığın vakit sulu ve hafif yemekler yap ki fazla çiğneme derdi olmasın. Çünkü sulu yemek tez yenir, kuru yemeği çok çiğnemek gerekir, ikisi arasında elli defa tesbih ve zikir farkı vardır. Yemek başında çok bekle­yip hayırlı işlerden geri kalmayalım."10, 11
Âmir-i Şa‘bî’ (rh.a) şöyle demiştir: “Geçirdiğim zamanlarıma hep ağlamışımdır.”12
Vakti Boşa Geçirmemeli
Kur’an-ı Kerim’de: "O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul" (İnşirah, 7) buyrularak zamanı boş geçirmemek gerektiği vurgulanır.
Kişi, içinde bulunduğu zamanı heva ve hevesleri için boşa geçirmemesi gerektiğinin farkında olmalıdır. Bir kimsenin bu gereklilikten habersiz bir şekilde hareket etmesi ne insanlığa ne de akla uygundur.
Yaz mevsiminde iken kışı düşünerek gereken zaruri eşyayı vaktinde tedarik eden kimse, kış mevsiminde şiddetli soğuklardan korunmuş olacağı gibi içinde bulunduğu yaz mevsiminin, kış mevsimi için bir fırsat ve ganimet zamanı olduğunu takdir etmeyip vaktini gafletle zayi edenlerin, yaz mevsimi sona erip de kış mevsiminin nişanlarının yavaş yavaş göründüğü günlerde pişmanlığa düşeceği gayet açıktır.
Çoğu insan, genç ve dinç iken, ihtiyarlayıp elden ayaktan düştüğü vakit sıkıntı çekmemek gayesiyle, ebedî hayatı için gereken ibadet ve taatindeki kusurları da göz ardı etme pahasına, dünyalık biriktirme sevdasına düşer. Halbuki derdine düştüğü ihtiyarlık zamanına yetişip yetişmeyeceği de belli değildir. Bundan dolayı eşi ve çoluk çocuğu olan kimselerin bile bir senelik nafakalarından fazlasını tedarik etmesi hoş görülmemiştir.
Ölüm ve ölümden sonra Allah'ın huzuruna çıkacağımız kesin olduğu için kulun dünya hayatında, gerekli olan şeyleri tedarik etmesi farzdır. Allah Teâlâ, hayatı, sağlığı ve boş vakti kuluna birer fırsat ve ganimet olarak ihsan etmiştir (bundan dolayı kulun bu üç hususa dünya hayatında dikkat etmesi gerekir).13
Resulullah (s.a.v) Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: "Kış mevsimi, mümin için bir ganimettir. Geceleri uzundur, namaz kılar; gündüzleri kısadır, oruç tutar."14
Bir başka rivayette de şöyle denilmiştir: "Gece uzundur, onu uyku ile kısaltma. Gündüzleri aydınlıktır, onu da günahlarla karartma.” 15
Üç Zaman Dilimi
İnsan ömrü üç zaman dilimine ayrılır:
Biri, geçen süredir; buna “mâzi" denir. Bu süre, iyiliği ve kötülüğü ile geride kalmıştır. O vakit içinde yaptığımız iyiliklere şükür, kötü işlere ise tövbe gerekir.
Diğeri, elde olmayan süredir; buna “gelecek” denir. İn­sanın ona ulaşıp ulaşmayacağı belli değildir.
Diğer zaman ise insanın içinde yaşadığı andır; işte el­deki zaman odur. Ona “fırsat" denir. Yapılması gereken ne varsa onda yapılmalıdır. Çünkü o da geçmek üzeredir.16
Tüm Vakitler Allah içindir
Ariflerin üzerinde durduğu önemli prensiplerden biri de “Vukuf-i Zamani”dir. Manası, içinde bulunulan zamanın farkında olmaktır. Diğer bir ifadeyle, kalbi uyanık yaşamak, her an gafletten uzak olmak, içinde bulunduğu anda üzerine düşeni bilmek ve gereğini yapmaktır. Buna, hayatı Yüce Allah’a adamak diyor arifler.
Bütün hayatı Allah’a adamak... Bu yüksek ahlâk ve ilâhi aşk, “Rasulüm de ki: Benim namazım ve ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am, 162) ayetinde özetlenmiştir. Çünkü bütün vakitlerde övülme, sevilme ve zikredilme hakkı Cenab-ı Hakk’a aittir. Bu hak hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Çünkü kulun her anı ayrı bir hayattır. Ve bu hayatın kaynağı Yüce Allah’tır. Kul dünyada da ahirette de O’na muhtaçtır.17
Vakti haram işlerde kullanmak, hem vakti hem kalbi öldürür, bu bizi sorumlu eder. Vakti boş işlerde harcamak ise onu zayi etmektir. Bu insana hasret getirir. Mubah yolla eğlenmek ve dinlenmek bunlardan ayrıdır. O bedenin hak­kıdır; iyi niyetle edep içinde yapılınca sevap bile olur.
Yüce yaratıcımız gece ve gündüzden oluşan bütün zamanı iki şey için yarattığını belirtmiştir: Biri zikir, diğeri şükür.(Furkân, 62)18
Tasavvuf Vaktin Hakkını Korumayı Öğretir
İmam Şafiî (r.ah) hazretlerine duyduğu en güzel sözün hangisi olduğunu sordular. Şöyle buyurdu: “Vakit kılıçtır. Sen onu kesmezsen o seni keser.”
Yani içinde bulunduğun vaktin gereğini yerine getirir, onu gereğince değerlendirirsen bu sana sermaye olur, ahirette de yüzünü güldürür. Onu ihya etmezsen seni öldürür. Yani o vakti kötü işlerle doldurursan buna göre karşılık bulursun.
وَآخِرُ دَعْوَانَا أَن الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

1 Fâhreddin er-Râzî, et-Tefsirû’l-Kebîr, 11/277-284.

2 Buhârî. Rikâk. 1; Tirmizî, Zûhd, 1.

3 Asr-ı Saâdet Gençliği, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.8-9.

4 Asr Suresi: İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi, Süleyman Gönülal, Semerkand Dergisi, Ocak 2003.

5 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayınları, sf.189.

6 Edep Bir Taç İmiş, Doç. Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları, sf.41-42.

7 Hakim, Mûstedrek, 4/306; Begavu, Şerhu's-Sünne, nr. 44031.

8 Edep Bir Taç İmiş, Doç. Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları, sf.42.

9 Tirmizî, Kıyâme, 1.

10 İbn Acibe, İkâzû'l-Himem, a. 447.

11 Edep Bir Taç İmiş, Doç. Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları, sf.41-42.

12 Hattâbî, Uzlet, s. 80; Ebû Nuaym, Hilye, 4/323.

13 Elli Dört Farz Şerhi, A. Kemaleddin Üstün, Semerkand Yayınları, sf.275-276.

14 Beyhakî, Şuabü'l-lmân, nr. 3940.

15 Elli Dört Farz Şerhi, A. Kemaleddin Üstün, Semerkand Yayınları, sf.283.

16 Edep Bir Taç İmiş, Doç. Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları, sf.42.

17 Vukuf-i Zamani: Yaşadığı Anın Farkında Olmak, Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Dergisi, Haziran 2002.

18 Edep Bir Taç İmiş, Doç. Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları, sf.43-44.


Do'stlaringiz bilan baham:


Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©hozir.org 2017
ma'muriyatiga murojaat qiling

    Bosh sahifa